Tahtalı Havzasında
Mevcut Durum
İzmir’in içme suyu ihtiyacını karşılamak üzere inşa edilen Tahtalı
Barajı ve baraja su sağlayacak havza yaklaşık 54.000 hektarlık bir alana
sahiptir. Havzanın yaklaşık 1/3’ü tarım alanı olup küçümsenmeyecek üretim potansiyeline sahiptir. İzmir ilinde
mevcut 82 çeşit bitkisel ve 13 tür hayvandan oluşan geniş tarım yelpazesi
büyük oranda yöreye yansımıştır. Kalan 2/3’lük bölüm yerleşim alanları, yollar ile fundalık ve ormanlık alanlardır. Yöre genelde oldukça
zengin bir flora ve faunaya sahiptir. Özellikle Dere Boğaz mevkiinden baraj gövdesine kadar uzanan vadi zengin doğal güzelliklere sahiptir.
Havzada tarım başlıca geçim
kaynağı olduğundan, hem tarımsal faaliyetlerin sürmesi hem de su kaynaklarının
korunması için sentetik maddelerin kullanılmadığı ekolojik tarım
sistemine geçilmesi öngörülmektedir. Bu nedenle öncelikle bu sistemin
avantajlarının ve dezavantajlarının ortaya konması gerekmektedir. Ekolojik
tarımın faydalarına ilave olarak, genelde sorun olarak görülen hususların ülke düzeyinde değilse de Tahtalı Havzası düzeyinde
düşünüldüğünde aslında avantaj teşkil ettiği düşünülebilir.
Tahtalı Havzasındaki üretim deseni ve üretim miktarlarındaki
değişme, ülke genelinde herhangi bir olumsuz etki yapmayacaktır.
Havza bir bütün olarak ekolojik tarım alanı olarak ele alındığında
işletmelerin birbirinden etkilenmesi söz konusu olmayacaktır.
Halkın çevre ve sağlık konularında bilincinin artması ve
gelir düzeyinin yükselmesiyle birlikte ekolojik ürünlere talep artmaktadır.
Konu ülkemiz için yeni olduğundan halkın bilgilendirilmesine ihtiyaç vardır.
Örneğin ekolojik ürünler satan standlar oluşturulması tanıtım açısından
yararlı olabilmektedir.
AB ülkeleri, ekolojik ürünler için en büyük pazar durumundadır.
Bu ülkelerde yerleşik firmalar, dünyanın her yerinde sözleşmeli ekolojik
tarım yoluyla elde ettikleri ürünleri pazarlamaktadırlar. Ülkemizde
ekolojik üretim daha çok incir, üzüm, fındık, kayısı gibi kurutulmuş ürünlerde
yoğunluk göstermektedir. Ancak ekolojik ürünlere hayvansal ürünleri ya da
yaş sebze ve meyveyi dahil etmek mümkündür. Ülkemiz bu yönden oldukça şanslı
bir durumdadır.Ürün çeşitliliği, bilgi birikimi, ulaşım imkanları bakımından
rakip olabilecek ülkelere göre avantajlarımız mevcuttur. Tahtalı Havzası
mevcut durumu itibariyla özel bir önem arzetmektedir.
Ekolojik tarımın geliştiği ülkelerde bu tür tarımın önemini
gündemde tutabilmek için ekolojik tarım ürünlerinden yemeklerin hazırlanıp
satıldığı,içinde lokantaların bulunduğu ekolojik tarım çiftliklerini
insanlar gezip görmektedir. Yine bu çiftliklerde tüketiciler istedikleri ürünü
kendileri hasat edip satın almaktadır.Bu suretle ekolojik ürünlerin tanıtılması
ve pazarlanması sağlanmaktadır.
Ekolojik tarım yeni bir konu olduğundan çitçilerimize tanıtılması ve
benimsetilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle tarımsal yayım
faaliyetleri konusunda Tarım İl Müdürlüğünce yapılan çalışmalar
sonucu öncelikle yayım organizasyonu geliştirilmiştir. Buna göre Menderes,
Çileme ve Karacaağaç’ta timler oluşturulmuş olup, elemanlar görevlendirilmiştir.
Bu timler çiftçilerimize ekolojik tarımı tanıtmak amacıyla düzenli olarak
çiftçi toplantıları düzenlemektedir.
Alternatif ürünlere geçiş nedeniyle verimde bir düşüş olmasına
karşın ürün deseninin değişmesi ve brüt marjı yüksek ürünlerin yetiştirilmesiyle
üretici gelirinde bir azalma beklenmemektedir. Ayrıca yetiştirilecek ürünlerin
genelde ihracata yönelik olması nedeniyle daha yüksek fiyattan değerlendirilmesi
mümkün olacaktır.
Mevcut ürünlerde zeytin alanları havzanın % 24 gibi çok önemli
bir kısmını kaplamaktadır. Zeytin sahalarında genelde kimyasal gübre ve
ilaç kullanılmamakta, bir nevi ekolojik üretim sistemi uygulanmaktadır.
Zeytin ve zeytinyağında büyük bir ihraç potansiyali mevcuttur. Havzanın
ekolojik tarım alanı olarak tespit edilmesiyle ve bu ürünlerin ekolojik şartlarda
üretilmesi, işlenmesi, paketlenmesi, etiketlenmesi ve sertifike edilmesi sağlanacağından mevcut üretim daha yüksek fiyatla
pazarlanabilecektir.
Mevcut ürünler içerisinde seralarda sebze yetiştiriciliği önemli bir
ekonomik değere sahiptir. Bu bakımdan sera sahiplerini alternatif üretimlere
yöneltmek mümkün görülmemektedir. Serada yetiştirilen ürünleri hastalık
ve zararlılardan kurtarmak ve uygun verim için ilaçlı mücadele yapılması
kaçınılmazdır. Ancak, kontrolsüz ilaç kullanımı hem çiftçinin ekonomik
yönden kayıplara uğramasına hem de çevre kirliliğine sebep olduğu gibi;
aynı zamanda seradaki zararlıların düşmanı olan ilaçlara daha hassas olan
yararlı böcekler de zarar görmektedir. Bu nedenle seralarda entegre ve
biyolojik mücadele yöntemlerine yer verilmektedir. Örneğin; son yıllarda
kullanmaya başlanmış olan sarı yapışkan tuzaklar sera içinde birçok uçucu-emici
böcekleri kontrol altına aldığı gibi, bu tuzakların kullanılması ile ilaçlama
sayısı azalmaktadır. İl Müdürlüğümüzce pratikte bu konuda yapılan çalışmalar
başarıyla sürdürülmektedir.
Halkın çevre ve sağlık konularında bilincinin artması ve gelir düzeyinin
yükselmesiyle birlikte ekolojik ürünlere talep artmaktadır. Konu ülkemiz için
yeni olduğundan halkın bilgilendirilmesine ihtiyaç vardır. Örneğin
ekolojik ürünler satan standlar oluşturulması tanıtım açısından yararlı
olabilmektedir.
AB ülkeleri, ekolojik ürünler için en büyük pazar durumundadır. Bu ülkelerde
yerleşik firmalar, dünyanın her yerinde sözleşmeli ekolojik tarım yoluyla
elde ettikleri ürünleri pazarlamaktadırlar. Ülkemizde ekolojik üretim daha
çok incir, üzüm, fındık, kayısı gibi kurutulmuş ürünlerde yoğunluk göstermektedir.
Ancak ekolojik ürünlere hayvansal ürünleri ya da yaş sebze ve meyveyi dahil
etmek mümkündür. Ülkemiz bu yönden oldukça şanslı bir durumdadır.Ürün
çeşitliliği, bilgi birikimi, ulaşım imkanları bakımından rakip
olabilecek ülkelere göre avantajlarımız mevcuttur. Tahtalı Havzası mevcut
durumu itibariyla özel bir önem arzetmektedir.
Ekolojik tarımın geliştiği ülkelerde bu tür tarımın önemini gündemde
tutabilmek için ekolojik tarım ürünlerinden yemeklerin hazırlanıp satıldığı,içinde
lokantaların bulunduğu ekolojik tarım çiftliklerini insanlar gezip görmektedir.
Yine bu çiftliklerde tüketiciler istedikleri ürünü kendileri hasat edip satın
almaktadır.Bu suretle ekolojik ürünlerin tanıtılması ve pazarlanması sağlanmaktadır.
Tarımsal
üretimde kullanılan kimyasalların (ilaç, gübre gibi) olumsuz
etkilerinin insan ve toplum sağlığı üzerindeki zararları artarak
kendini hissettirmeye başlamıştır. Tüm bu olumsuz etkilerin ortadan
kaldırılması amacıyla kimyasal gübre ve tarımsal savaş ilaçlarının
hiç ya da mümkün olduğu kadar az kullanılması, bunların yerini aynı
görevi yapan organik gübre ve biyolojik savaş yöntemlerinin alması
temeline dayanan Ekolojik Tarım Sistemi geliştirilmiştir. FAO ve Avrupa Birliği tarafından
konvansiyonel tarıma alternatif olarak da kabul edilen bu üretim şekli değişik
ülkelerde farklı isimlerle anılmaktadır. Almanca ve Kuzey Avrupa
dillerinde “Ekolojik Tarım”, Fransızca, İtalyanca ve İspanyolca’da
“Biyolojik Tarım”, İngilizce’de “Organik Tarım” Türkiye’de ise "Ekolojik veya Organik Tarım" eş anlamlı
olarak kullanılmaktadır.
Organik Tarım,
ekolojik sistemde hatalı uygulamalar sonucu kaybolan doğal dengeyi yeniden
kurmaya yönelik, insana ve çevreye dost üretim sistemlerini içermekte olup,
esas olarak sentetik kimyasal tarım ilaçları, hormonlar ve mineral gübrelerin
kullanımını yasaklaması yanında, organik ve yeşil gübreleme, münavebe,
toprağın muhafazası, bitkinin direncini artırma, doğal düşmanlardan
faydalanmayı tavsiye eden, bütün bu olanakların kapalı bir sistemde
oluşturulmasını öneren, üretimde sadece miktar artışının değil aynı zamanda
ürün kalitesinin de yükselmesini amaçlayan alternatif bir üretim şeklidi.